Sözlü halk edebiyatı bire bir gerçekliği yansıtmıyor olsa da, tamamıyla hayal ürünü/kurgusal da değildir.
Kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü edebiyat, zamana ve yöreye göre bazı değişiklikler gösterse de, kaynağına sadık kalır ve esas verilmek istenen mesajın özü değişikliğe uğramadan kalır.
Kürdistan’ın farklı yörelerinde (küçük değişikliklerle) anlatılan bir hikâyenin özüne dokunmadan, sadece kahramanların isimlerini değiştirerek aktarmak istiyoruz…
Zamanın birinde bir bölgede Kemal adında çok ünlü bir Şeyh varmış. Şeyh Kemal’in evinin avlusundaki tapınak ziyaretçi akınına uğruyormuş. Bu tapınağı ziyaret edenlerin sağladığı ekonomik gelirden dolayı çok lüks bir hayat sürdüren Şeyh Kemal, aynı zamanda herkesin sözünü dinlediği saygın bir konuma sahipmiş.
Şeyh Kemal’in yanında çalışan Abdullah adında bir de Müridi varmış. Bazı nedenlerden dolayı ilişkileri bozulan Şeyh Kemal ile Abdullah’ın yolları ayrılmış ve Abdullah eşyalarını bir eşeğe yükleyerek yola koyulmuş.
Uzun yola dayanamayan eşek ölmüş!
Tek sermayesi olan eşeğini kaybeden Abdullah, toprağı kazıyıp eşeğin üstünü örttükten sonra çaresizliğine ağlamaya başlamış.
“Mezarın” başında ağlayan Abdullah, yoldan geçen bir kervanın dikkatini çekmiş ve kervandakiler Abdullah’ın durumunu anlamak için yanına gelmiş.
Kervandakiler, ‘bu kadar üzüldüğüne göre bir yakınını kaybetmiş’ diye düşünerek Abdullah’ı teselli etmeye başlamışlar ve yoksulluğunu da görerek maddi yardımda bulunmuşlar.
Bu durumun muazzam bir fırsat yarattığını fark eden Abdullah, mezara mistik görüntüler vererek eşeğin gömülü olduğu yeri bir tapınağa dönüştürmüş ve tapınağın ismini de Şêx Heneş koymuş…
Şêx Heneş zamanla ün yapmış ve bu ün Şeyh Kemal’in yöresine kadar yayılmış. Kendisine rakip olarak ortaya çıkan Şêx Heneş’i merak eden Şeyh Kemal, müritleriyle birlikte ziyarete gitmiş ve karşısında eski müridi Abdullah’ı görünce oldukça şaşırmış.
Durumu öğrenmeye çalışan Kemal, Abdullah’ın kulağına eğilerek “bunu nasıl başardın” diye merakla sormuş!
Abdullah hiç saptırmadan olanları olduğu gibi anlatmış.
Tebessüm eden Kemal, bundan sonra ganimeti ve saygınlığı paylaşmak zorunda kalacağı ortağına büyük sırrını açıklamış: “Bizim avludaki tapınakta gömülü olan da bu eşeğin (Şêx Heneş) annesidir”…
Son 22 yıldır icat edilen Abdullah’ın “doğum günü” kutlamaları ve Amara yürüyüşü, Şêx Heneş hikayesinde hiçbir abartının olmadığını göstermeye yetiyor.
Abdullah Öcalan bir avukat görüşmesinde, ‘mesela Amara’da benim adıma bir ev yapabilirsiniz’ derken, sorunun bilincinde olan müritlerin mesajı doğru alacaklarını ve bir tapınak yaratacaklarını biliyordu.
Çünkü Öcalan’ın akıl hocaları ve efendileri de, 86 yıl önce Ankara’da (Anıtkabir) Şêx Heneş’in annesini gömüp bir tapınak oluşturmuşlardı ve fazlasıyla yararını görmüşlerdi.
Amara’daki Şêx Heneş ile Anıtkabir’deki annesinin düşünsel ortak kaynağı TC’ye ve onun beslemelerine muazzam olanaklar yaratırken, Kürdlere de baskı, sömürü, katliam ve düşünsel tahribatlar yaşatmaya devam ediyor.
21. Yüzyılda ve göz göre göre bu akıl dışılık yaşanabiliyorsa/Kürdlere yaşatılıyorsa, bunun sorumlularını lanetlemekten, teşhir etmekten ve onların yüzlerine tükürmekten kaçınanları insan kategorisinde değerlendirmek olanaklı değildir.
İnanç ve inananlar; türü, biçimi ne olursa olsun ve hangi zaman dilimi içinde yaşanmışsa yaşansın suçlanamazlar. Suçlanması gerekenler, çıkarları uğruna insanları “Şêx Heneş(ler)e” inandıranlardır.
Başta TC’nin mimarları ve yaşatıcıları olmak üzere, Şêx Heneş’i yaratan ve Kürdlerin başına bela edenleri lanetliyoruz.
Halkı, Şêx Heneş için Amara tapınağına yönlendiren PKKgiller;
Şêx Heneş’e “sayın” diyerek onu meşrulaştıranlar;
Bu akıl dışılığa sessiz kalan ve meşruiyetlerini Şêx Heneş’te arayan Kürd politik yapılar;
Bize, “birlik”, “yapıcılık”, düzey” dersi vermeye kalkışarak Şêx Heneş’e dolaylı destek verenler, ömrünü uzatanlar;
İlkel tapınmayı, 21. Yüzyılda Kürdlere reva görenler…
Suçlusunuz…
Suçunuz; ezilen, sömürülen ve devletleşme hakkı gasp edilen mazlum bir halkın düşünme yetilerini yok etmeye çalışmak; Şêx Heneş’in ömrünü uzatmak için ona kan vermektir…
Kim taparsa tapsın ve kim sessiz kalırsa kalsın; bedeli ne olursa olsun Şêx Heneş’in bir eşek olduğu gerçeğini haykırmaya devam edeceğiz ve yeni/yeniden Şêx Heneş(ler)in Kürdistan’da yaratılmasına izin vermeyeceğiz…
Süleyman Akkoyun