Öcalan- MİT ilişkisini açıklayacağım diyen Uğur Mumcuyu kim vurdu?

Öcalan- MİT ilişkisini açıklayacağım diyen Uğur Mumcuyu kim vurdu?

PKK’nin 40 yılı geçen tarihi ve misyonu konusunda aydınlatılmamış birçok karanlık nokta var. PKK tarihinin gerçeği gizleniyor. PKK, kendi tarihini sadece Öcalan’ın büyük zekâsı, kahramanlık, direniş ve bedel gibi kelimelerle izah ediyor. PKK’nin gerçek siyasi misyonu, nasıl kurulduğu, bağlantıları hiç ortaya konmandan bir efsane havasında anlatıyor.
PKK tarihinin gerçeklerini sadece PKK değil Türk devleti de gizliyor. PKK’yi sadece dış güçlerin kullandığı bir örgüt olarak gösteriyor. Türk devleti de PKK ve derin Türk devleti-MİT arasındaki ilişkileri gizliyor.

Şu ana değin PKK’nin kuruluşunu sorgulayan Öcalan ve MİT ilişkisini araştırmak isteyen pek çok insan tehdit edildi veya öldürüldü. Bazılarını Türk devleti bazılarını ise PKK yok etti.

Bunlardan biri de Uğur Mumcu idi. Türkiye’nin en tanınmış yazarlarından Uğur Mumcu 1993 yılı 24 Şubat’ında evinin önünde arabasına yerleştirilen patlayıcının patlaması sonucu öldürüldü. Uğur Mumcu’nun ölümü ile PKK ve MİT ilişikleri arasında önemli bir bağlantı vardı. Çünkü Mumcu ölmeden kısa süre önce Abdullah Öcalan’ın MİT üyesi olduğuna dair elinde büyük delil ve belgeler olduğunu söylemişti. Yakında bir kitap yayınlayacak ve Abdullah Öcalan’ın nasıl MİT üyesi olduğunu açıklayacaktı. Ayrıca uyuşturucu ticaretini de aydınlatacaktı. Fakat bunları yapamadan öldürüldü

Uğur Mumcu kimdir?

1942 Kırşehir doğumlu Uğur Mumcu araştırmacı, gazeteciydi. Hukuk fakültesi bitirmişti. Onu sol kökenli bir Türk milliyetçisi diye tanımlamak mümkündür. Çok hesabı kitabı olmayan, fakat Türkiye’nin daha iyi yönetilmesi gerektiğini belirten biriydi. Türkiye’nin bir hukuk devleti olması için 1972’lerden beri devletin kendisi ile de çatışmıştı. Hem devleti hem Türk örgütleri eleştirmişti.
Fakat Uğur Mumcu 1988 yılından sonra Kürt meselesine eğilmiş ve Kürt meselesinin çözülmesinin önünde büyük engelin olduğunu görmüştü. Devlet içindeki bir kesim ile PKK içindeki yönetici kesim arasındaki rant ilişkilerini görmüş ve bunları yavaş yavaş deşifre etmeye başlamıştı.

Özellikle de PKK konusuna eğildi ve yaptığı araştırmalarla Abdullah Öcalan’ın 1969’da Diyarbakır’da Tapu Kadastroda iken Türk devleti ile ilişkilendiğini açıklamıştı.

Uğur Mumcu Abdullah Öcalan’ın eşi Kesire Yıldırım’ın babasının bir MİT görevlisi olduğunu da açıklayan ilk kişidir. Uğur Mumcu’nun bu açıklamasından sonra Abdullah Öcalan kayınpederinin MİT olduğunu söylemek zorunda kalmıştır. Uğur Mumcu’nun açıklayacağı tek şey bu değildi.

Uğur Mumcu, ölümünden önceki 1 yılda tam 330 köşe yazısı yazdı. 2 Şubat 1992-24 Ocak 1993 tarihleri arasında yayımlanan bu yazıların 158’i PKK ile ilgiliydi.

1992 yılının son günlerinde ağabeyi Ceyhan Mumcu’ya yakında çıkacak kitabında PKK içindeki ajanların listesini yayımlayacağını söyledi.

Mumcu Abdullah Öcalan’ın izini sürüyordu. Sonuca çok yaklaşmıştı. Uğur Mumcu’nun ulaşmak istediği son bir belge vardı. Oda Abdullah Öcalan’ın 7 Nisan 1972 tarihinde tutuklanması ile ilgili belgeydi.

Şafak Operasyonu’nda Öcalan’ın serbes bırakılması 

Mumca Abdullah Öcalan hakkındaki kuşkuların o zaman başladığını ve MİT ile ilişkilerin o zaman ispat edilebileceğini düşünüyor. Öcalan Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde ki bir bildiri dağıtma eyleminde tutuklanmış hakkında ağır bir ceza istenmişti. Fakat Öcalan 30 Haziran günü bir dilekçi vermişti. Dilekçede “Maalesef suç bana mal edilmiş bulunmaktadır. İlerde olay aydınlandığı zaman suçsuz olduğum anlaşılacaktır

Haziran imtihanımı kaybettim. Eylül döneminin de yaklaştığı şu son sıralarda tutukluluk halimin devamının telafisi güç daha ağır sonuçlar doğurmaması için mağduriyetime mahal verilmemesi, tutukluluk halimin kaldırılıp, tahliyeme karar verilmesini saygıyla arz ederim” demişti.

Uğur Mumcu “Kürt Dosyası” adlı kitabında bu olayı şöyle anlatacaktı: Bu dilekçeyi veren Urfalı öğrencinin adı Abdullah, soyadı Öcalan’dı. Ömer’den olma, Üveyş’ten doğma, 1949 doğumlu, Urfa-Halfeti ilçesi Ömerli köyü nüfusuna kayıtlı, Ankara SBF 1’inci sınıfında 993 nolu öğrenci Abdullah Öcalan, Ankara Mamak Askeri Tutukevi 2 No.lu cezaevinin en uysal ve en yumuşak başlı tutuklusuydu.”

Mumcu bu olay için şöyle diyecekti: “Ramazan Özcan isminin Abdullah Öcalan ismi ile karıştırıldığı iddia edildi ve dönemin savcısı Abdullah Öcalan’ın beratına karar verdi” Mumcuya göre aslında MİT’ten gelen bir not ile Öcalan Askeri savcı tarafından serbest bırakılmıştı. Öcalan’ı serbest bırakan kişi Baki Tuğ adlı kişiydi.
Mumcu öldürülmeden bir hafta önce Baki Tuğ’a ulaşmış ve dönemki dosyada MİT tarafından gönderilen bir not olup olmadığını öğrenmek istemişti. Baki Tuğ daha sonra medyaya yaptığı açıklamada “Mumcu’ya eski dosyalara bakacağımı söyledim on gün sonra buluşacak ve o dosyayı Mumcuya teslim edecektim. Fakat o öldürüldü. O belgeler eline ulaşmadı” dedi.

Mumcu’nun iddiaları

Mumcu’nun tek iddiası bu değildi. Öcalan serbest bırakıldıktan sonra okul yönetimi eyleme katılan herkesi okuldan uzaklaştırma cezası vermişti. Fakat Abdullah Öcalan ise sadece “kınama” cezası almış ve eğitimine devam etmişti. Üniversite yönetimi neden Abdullah Öcalan’ı okuldan atmamıştı?

Mumcu’nun Öcalan hakkında bir şüphesi daha vardı. O da Öcalan’ın devletten okumak için burs almasıydı. Türkiye kanunlarına göre devletten yardım almak için bir öğrencisinin okula başladığı zaman 21 yaşını geçmemesi gerekiyordu. Fakat Öcalan 22 yaşındaydı. Ayrıca Öcalan’ın bursu 1984 yılına kadar kesilmemişti. Ayrıca Öcalan devlet tarafından aranmasına rağmen okuldan da ancak 1984 yılında silahlı mücadeleye başlattığı 15 Ağustos eylemine kadar okuldan da atılmamıştı. Ancak 1984 yılı Kasım ayında Öcalan’ın okul ile ilişiği kesildi. Ayrıca okul Abdullah Öcalan’ın asker kaçağı olduğu için kendisine Askerlik şubesinden gönderilen belgeleri de görmezden gelmişti. Devlet neden Abdullah Öcalan bu kadar önde bir kişi olduğu halde görmezden gelmişti?

Uğur Mumcu kuşkularını herkesle paylaşıyor ve Öcalan’ın bir “MİT adamı olduğunu” ve elinde önemli belgeler olduğunu söylüyordu. Tüm bunlar Uğur Mumcu’nun artık aleni biçimde tehdit edilmesine kadar gitti.
Eşi Güldal Mumcu, o tehditlerden birini şöyle anlatıyordu: “Uğur Mumcu öldürülmeden önce o zamanki MİT Müsteşarı Teoman Koman gazetecileri MİT’e davet ediyor ve MİT’i gezdiriyor. O sırada ‘aranızdan biri öldürülecek’ diyor. Bu basında da yer aldı o zaman. Bir ülkenin MİT Müsteşarı aranızdan biri öldürülecek diyorsa eğer, kimin öldürüleceğini ve kimin öldüreceğini biliyor demektir.”

Uğur Mumcu’yu tek tehdit eden MİT değildi. Ayrıca PKK’de o zaman ki gazetesi Özgür Gündem’de Mumcu’yu tehdit etmişti. Eşi Güldal Mumcu 2013 yılında şöyle söyleyecekti: Bir gün PKK gazetesi Özgür Politika’daki bir makaleyi okuyarak “beni öldürecekler” dedi.

Ali Sirmen: Baki Tuğ, Öcalan için “bizdendir” dedi

Türkiye’nin ünlü gazetecilerinden ve Mumcu’nun yakın arkadaşı Ali Sirmen’de şunları söyleyecekti: “Uğur Mumcu’nun katillerinin bulunması kolay değildir. Çünkü onu herkes öldürmüş olabilir. Öldürülmeden önce MİT, PKK, Abdullah Öcalan bağlantısını araştırıyordu. Uğur Mumcu, o zamanın savcısı Baki Tuğ’a, Şafak Davası’nda Abdullah Öcalan’ın nasıl sıyrıldığını soruyor. Çünkü yeterli cezayı almadı Abdullah Öcalan. Baki Tuğ’da onun hakkında “bizdendir” diye talepte bulunulduğunu söylüyor. Uğur, bu konuda belgelerin olup olmadığını soruyor ve Tuğ da ‘bakayım, bir sonraki buluşmamızda size ileteceğim’ diyor. Bir daha ki buluşma hiç gerçekleşmedi. Çünkü Uğur öldürüldü.”

MİT ve Öcalan ilişkisini açıklayacak olan Mumcu 24 Ocak 1993 yılında arabasına konulan bir bomba ile öldürüldü. Öldürülmesinden sonra büyük eylemler yapıldı. Fakat katiller bulunmadı. Hatta devletin olay yerindeki delilleri kararttığı tespit edildi. Olay yerindeki deliller, parçalar tek tek toplanmak yerine bir çöp süpürgesi ile süpürülmüş, tüm deliler, parmak izleri yok edilmişti.

Mehmet Ağar: Tuğlayı çeksek, duvar yıkılır

Devlet katilleri bulmak istemedi.  Dönemin Emniyet Genel Müdürü ve daha sonraları iç işleri Bakanı olan Mehmet Ağar Uğur Mumcu öldürdükten kısa sonra evini ziyaret etti.  Güldal Mumcu o ziyareti şöyle anlattı. ‘Öyle bir iş ki, bir duvar gibi… Bir tuğla çekersek duvar yıkılır’ dedi. Ben de kendisine ‘Çekin o zaman’ dedim. ‘Çekemem” dedi.” Devlet katili aramadı. Çünkü devletin kendisi katildi.

Devlet Öcalan gerçeğinin açıklanmasını istemedi

Öcalan ve MİT ilişkileri hep bir sır olarak kaldı. Fakat siyaseti ve tarihi yakından takip eden herkes özellikle de Öcalan’ın İmralı sürecini takip eden herkes Öcalan ve MİT arasındaki ilişkinin bir sır olmadığını biliyor. Gerçekler hiçbir zaman saklı kalmaz.

Diğer Haberler

Ortalıkta Yalçın Küçük’ün ruhu geziyor; PKK ve Türk Solu beraber Kürdistan Bölgesini şeytanlaştırmaya çalışıyor

Ortalıkta Yalçın Küçük’ün ruhu geziyor; PKK ve Türk Solu beraber Kürdistan Bölgesini şeytanlaştırmaya çalışıyor