PKK’nin “KDP, eşinin cenazesi karşılığında Türkiye’ye teslim olmasını istedi” iddiası doğru mu?

PKK’nin “KDP eşinin cenazesi karşılığında Türkiye’ye teslim olmasını istedi” iddiası doğru mu?Mezopotamya Haber Ajansı, Atilla Karaoğlan, Rezdar Demir, Sara Dersim, Şoreş Çermik, GPT, Güney Kürdistan,

Darka Mazi PKK’nin Mezopotamya Ajansı adlı medyasında çıkan Atilla Karaoğlan’ın ölümü ve sonrasında yaşananlarla ilgili iddiasını araştırdı.

PKK’nin Türkiye’de yayın yapan Mezopotamya Ajansı 7 Mayıs tarihinde yayınladığı bir haberde “Hewler’de inşattan düşerek hayatını kaybeden Atilla Karaoğlan’ın cenazesini vermek için KDP’nin eşinin Türkiye’ye teslim olması şartını koyduğunu” iddia etti. Ajansa göre Atilla Karaoğlan’ın 8 aylık eşi R. Demir’in Türkiye’ye teslim olduktan sonra Atilla Karaoğlan’ın cenazesi ailesine teslim edildi.

Ajans ayrıca iddiasını dramatikleştirmek için yazıda “MİT adına KDP konuştu” başlığını kullandı.

Olay hakkında Darka Mazi pek çok kaynağa başvurdu. Bunlar içinde Karaoğlan ve Demir’in Hewler’deki arkadaşları ve Demir’in Mardin’deki ailesi de var. Ortaya çıkan gerçek ne?

Aşk nedeni ile ayrılmak zorunda kalmışlar

2015 yılında PKK’ye katılarak Şoreş Çermik kod adını alan Atilla Karaoğlan ve aynı tarihte PKK’ye katılan Sara Dersim kod adlı Rezdar Demir 2020 Ağustos ayında Avaşin bölgesinde kalıyorlar. Aralarında duygusal ilişki yaşanan iki genç yönetimin kendilerinden şüphelendiğini ve tutuklanacaklarını düşünerek ayrılıyorlar.
Ayrılırken alandaki Peşmerge güçlerine sığınıyorlar gerekli işlemler bittikten sonra oturumlarını alarak Hewler’e yerleşiyorlar ve evleniyorlar. Maalesef ki evlendikten kısa bir süre 2021 yılı Nisan ayında yani ayrıldıktan 8 ay sonra Karaoğlan çalıştığı inşattan düşerek hayatını kaybediyor.

Aileler genç kadını götürmek istediler

Karaoğlan hayatını kaybettiği zaman sekiz aylık hamile olan eşinin R. D’nin ailesi ve Karaoğlan’ın ailesi Kürdistan Bölgesine gelerek cenazeyi almak istiyorlar. R. D. Kendisinin de cenaze ile gitmek istediğini söylüyor. Bunun üzerin Karaoğlan’ın ve R.D’nin ailesi Türkiye’de ki emniyet müdürlüğüne başvurarak kızlarını Türkiye’ye getirmek istediklerini bildiriyorlar. Emniyet müdürlüğü R. D.’nin GPT kayıtlarının temiz olduğunu, her hangi bir cezai yaptırıma tabi tutulmayacağını ve “Etkin Pişmanlık Yasasından” faydalana bileceğini belirterek geçişini onaylıyor. Aile Hewler’de ilgili asayiş kuruman başvuruyor. Genç kızın da kendi rızası ile gittiğine dair belge imzalıyor ve daha sonra genç kız kapıya giderek ailesinin eşliğinde teslim oluyor. Yani aile ve devlet arasındaki anlaşma ile R. D. Türkiye’ye gidiyor.

Türkiye’ye gittikten sonra neler oldu?

R.D Türkiye’ye gittikten sonra bazı akrabaları çevreleri ve tanıdıkların “neden çocuklarınız Türkiye’ye teslim oldu?” gibi imalarda bulunuyor. Ailede  “ mecbur kaldık KDP gelini götür dedi” diyerek olayı geçiştirmeye çalışıyor. Fakat daha sonra olay alandaki HDP’ye ve oradan da PKK’nin Kuzey’deki kadrolarına yansıyor ve Mezopotamya Haber Ajansı da böyle bir haber yapıyor. Oysaki ortada iki gerçek var.

Birincisi bu gençlerin bu kadar dramatik olaylar yaşamasına yol açan PKK’nin kendisidir. Gençler yaşadıkları duygusal ilişki nedeni ile hazır olmadıkları bir evlilik hayatı içine sürükleniyorlar. Çünkü ayrılmasalar tutuklanacaklar, soruşturmaya mazur kalacaklar ve teşhir edilecekler. Hewler ve Duhok’ta bu gençler gibi duygusal ilişki yaşayarak PKK’nin baskısı nedeni ile örgütten ayrılmak zorunda kalan binlerce insan yaşıyor.

İkinci husus ise Karaoğlan ve Demir aileleri R. D’nin Türkiye’ye gidişini kendileri ayarlamıştır. Hiç kimse kapıya gidip ben teslim oldum diyemez. Süreç ailelerin Kuzeyde yaptığı hazırlıkla yürüyor.

Türkiye’ye gitmek isteyenler hangi yolları kullanıyor

Genç yaşta çocuğunu kaybetmiş ve zor duruma düşmüş hamile bir kadının ailesinin yaşadığı zorluk ve acılar bellidir.  Bu acıları çok deşmeye de gerek yok. Fakat PKK medyasının bu durumdan bir fayda sağlaya bilir miyim diye olayın üstüne atlaması bir basın ahlaksızlığı örneğidir.

Şu ana değin Kürdistan Bölge Yönetimi sınırları içinde 2000 yılından bu yana PKK’den ayrılan 11 bine yakın insanın geldiği düşünülüyor. Ayrıca KCK vb. davalar nedeni ile gelen 1500 civarında Kürt daha var. Ve şu ana değin bu isimlerden tek bir kişi bile Türkiye’ye teslim edilmemiştir. PKK’nin ayırıldığı için vurduğu kadroların uzun bir listesi çıkarıla bilir fakat Kürdistan bölgesinin teslim ettiklerinin listesi yok.

Ailesine dönmek isteyenler hangi yollarla gidiyor?

Türkiye’ye gitmek için kullanılan iki yol var. Birincisi; bazı isimler direk Türkiye Konsolosluğuna giderek direk teslim olmaktadır. Bunu yapanlarda var. Fakat PKK’den ayrılan kişilerin ise büyük çoğunluğunun aileleri Türkiye’de devletle görüşerek- anlaşarak Türkiye’ye gidiş işini organize edildiği ikinci yolu deniyor.  Aileler her şeyi ayarladıktan sonra gidecek olan kişiler ilgili kuruma başvurarak gidişlerini beyan ederler. Gönüllü gittiklerine dair hem yazılı hem de görüntülü beyanatta bulunur ve giderler. Kürdistan Bölgesinin sürecin örgütlenmesi ile ilgili hiçbir rolü yoktur.

Salih Müslüm’ün yeğeni ve Ömer Bartan hakkında da aynı iddialarda bulunulmuştu

PKK medyası özellikle son bir yıldır bu konuda üç kez KDP gerillaları Türkiye’ye teslim ediyor biçiminde haber yaptı. Bunlardan bir 2020 yılı Temmuz ayında Salih Müslüm’ün yeğeni Dalya Müslüm’ün Türkiye’ye teslim edildiği haberiydi. Daha sonra olayın PKK medyasında geçtiği gibi yaşanmadığı ve genç kızın kendi isteği ile gittiği anlaşılmıştı.

PKK medyası bu yılın Şubat ayında da Ömer Bartan adlı şahsın Türkiye’ye teslim edildiğini yazmıştı. Daha sonra iç işleri açıklama yaparak olayı kesin dille ret etmiş ve “PKK’nin Kürdistan Bölgesi Hükümetini karalama amaçlı yaptığı gerçekle örtüşmeyen saptırma haberlerini biliyoruz.” demişti.  Daha sonra Ömer Bartan’ın da kendi isteği ile gittiği öğrenildi.

PKK medyası neden bu yönteme başvuruyor

PKK’nin temel amacı Güney Kürdistanı güvenilmez, Türk işbirlikçisi bir yapı olarak göstererek halkı güvensizleştirmek ve Güneye karşı bir ön yargı oluşturmak. Özellikle Türkiye’de ekonomik kriz yaşanan bu dönemde Kürdistanlı işçilerin Güney’e gelmesini istemiyor PKK.

Ayrıca, PKK açısından diğer ve esas önemli bir amaç ise ayrılmak isteyen gerillaları ve ailelerini bu tür haberlerle caydırmak. Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor ki son yıllarda PKK’den yoğun bir kopuş yaşanıyor. Özellikle de 2020 yazında Haftanine yapılan operasyon ve bahar ayında Metina ve Avaşin hattındaki operasyonlarla Güney Kürdistan bölgesinde üslenen gerillalardan neredeyse her gün ayrılanlar oluyor. Pek çok ailede çocuğunu geri götürmek istiyor. PKK ayrılmak isteyen gerillaları bakın sizi Türklere verirler diyerek caydırmak istiyor. Ayrıca ailelerin birçoğu “Çocuğumuz PKK’den ayrılsın, gitsin kendine Güney’de bir hayat kursun, Türklerin eline düşmez” düşüncesi taşıyor. PKK bunları da manipüle etmek istiyor. Bunun için PKK’den ayrılanların teslim edildiği, fuhuşa sürüklendiği ve tecavüze uğradığı gibi pek çok iddiayı da alttan alta yayıyor PKK.

PKK Medyası güvenilirliğini yitirmiştir

PKK medyasının bir temel özelliği “çamur at tutmazsa da izi kalır” mantığıdır. Onlar için olayın doğru olup olmadığı hiç önemli değildir. Önemli olan bir insan bile bu haberden dolayı Güney Kürdistan’a nefret duymuşsa kendileri için bu bir başarıdır.

PKK medyası özellikle Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve kurumlarının ismini kullanmayarak tüm kurumları KDP ve Barzani sıfatları ile vererek bu haberler ile ne yapmak istediğini ortaya koyuyor.

PKK medyasının haberleri güvenirliliğini yitirmiş haberlerdir. Çünkü olayları çarpıtmak, manipüle etmek konusunda sınır tanımaz bir ilkesizlik yaşanıyor PKK medyasında. Fakat kötü olan yanı PKK’nin bu yeteneklerini sadece Kürtlere karşı bu kadar güçlü kullanabiliyor olmasıdır. Maalesef ki bu özellikleri PKK medyasını Kürtler için tehlikeli kılıyor. Çünkü Kürtleri sadece birbirine karşı duygusal ve siyasal anlamda kırıyor.

Diğer Haberler