10 satırlık şiiri Kürtlerin mili marşı olan Dildar 75 yıl önce aramızdan ayrıldı.
Gerçek adı Yunis Reûf olan Dildar, 20 Şubat 1918’da Güney Kürdistan’ın Koyê kentinde dünyaya geldi. Ailesi 1. Dünya Savaşı öncesinde Koyê’nin varlıklı ailelerindendi. Savaş koşullarında büyük zorluklar gördüler.
Dayısı Xûrşid Efendi Osmanlılar tarafından idam edildi. Dildarın hayatına annesi Zehwe’nin kardeşinin arkasından döktüğü göz yaşları önemli bir yere sahip oldu. Dildar zorlu bir hayat geçirdi. Kardeşlerini kaybetti kendisi de dört yaşındayken geçirdiği bir hastalık nedeni ile ölümle pençeleşti. Hastalıktan kurtuldu fakat kekeme kaldı.
Yaşadığı dönemin zorlukları ve savaş koşullarında Dildar ancak 9 yaşına girdiğinde ilkokula gitti. Fakat okula aşkla bağlandı. Orta öğretimini Ranya’da, liseyi ise Kerkük’te tamamladı. Dildar lise yıllarından Pîremêrd, Bêkes ve Wefayî’nin divanlarını okudu. Mehmet Emîn Zekî Beg ve Seyîd Husên Hûzinî’nin eserlerini okuyarak tarihi bilincini geliştirdi.
Kürdistan’ın özgürlüğü ve dört parçanın birleşmesi için örgüt kurdu
Lise eğitimi için kaldığı Kerkük’teki üç yıl Dildar’ın hayatında en önemli evredir. 19 yaşındayken 1937’in Eylül ayrında Kürdistan’ın bağımsızlığını ve dört parçanın birleşmesini hedefleyen “Darker” isimli bir derneğin kuruluşunda yer aldı.
“Darker” bir yıl sonra, 1938’in Haziran ayında bu kez “Hizbî Hîwa” (Umut Partisi) adını aldı ve , Dildar bu partinin genel sekreteri oldu. Aynı yıl Dildar’ın şiirleri de edebiyat dergisi Gelawêj’de yayınlanacaktır. Dildar, Kürt halkının siyasi hakları için kurdukları partinin çalışmaları için önce Süleymaniye’ye ardından da Doğu Kürdistan’a geçecek ve orada İran rejimine esir düşecektir.
‘Ey Reqîb’in yazilişi ve Mahabad süreci…
Kimi kaynaklara göre Dildar İran’ın zindanında esirken gardiyanın baskı ve zulmü karşısında kendi adıyla birlikte anılacak olan “Ey Reqîb” (Ey düşman) şiirini kaleme alır. (Bazı kaynaklar ise Dildar’ın aslında bu şiiri Bağdat’ta cezaevindeyken kaleme aldığını öne sürer) 10 mısralık şiirde Dildar, Kürt’ün yenilmeyeceğini, felaketlerle yıkılmayacağını ve tarih boyunca ayakta kalacağını anlatır.
Cezaevinden çıktıktan sonra partisi Hîwa’nın zayıflaması üzerine Dildar, eğitim hayatına kaldığı yerden devam etmeyi tercih eder. 1940 yılında girdiği Bağdat’daki Hukuk Fakültesi’ni 1945’te bitiren Dildar, şairliğin yanında artık Bağdat’ın genç Kürt avukatlarındandır.
Kürdistan Cumhuriyeti Dildar’ın şirini Kürt Ulusal Marş olarak Kabul etti
22 Ocak 1946’da Mahabad’ın tarihi Çarçira meydanında Qazi Muhammed’in önderliğinde Kürdistan Cumhuriyeti ilan edildiği gün, Dildar’ın da en mutlu günüdür. Çünkü cumhuriyet onun ulusal marş olarak onun “Ey Reqîb” şiirini seçmiştir. Ömrü sadece 11 ay ile sınırlı olan Kürtlerin ilk ve tek cumhuriyeti yıkıldığında Dildar’in ismi ve onun Kürt halkının düşmanlarına kafa tutan bu şiiri Kürt ulusuna miras kalacaktır.
Zehirlendi mi, kalp krizi mi geçirdi?
Dildar ise aynı yıl bir sürü hastalıkla boğuşacaktır; Kalp rahatsızlığının yanı sıra ağır romatizma ağırları baş göstermiştir. 12 Kasım 1948 akşamı ise Hewlêr’deki Hemra sinemasında Selahaddin Eyyubi’nin hayatını anlatan filmi izlediği sırada Dildar’ın kalbi sıkışır, kendisini zar zor dışarı atar. Hastane yolundayken de Dildar can verir.
Güney Kürdistanlı kimi tarihçilere göre 30 yaşındaki Dildar zehirlendiği için ölmüştür ve bu yüzden de ailesinden hiç kimsenin olmadığı küçük bir cenaze töreniyle ertesi gün Hewlêr’de gömülür ve ancak daha sonra cenazesi çıkartılarak memleketi Koyê’ye götürülür.
Ey Reqîb!
Ey reqîb her, maye qewmê Kurd ziman
Naşikê û danayê bi topê zeman
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan
Em xortên rengê sor û şoreş in
Seyr bike xwînawiyan me da rijand
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan
Lawê Kurd rabûye ser pê wek şeran
Ta bi xwîn nexşîn bike tacê jiyan
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan
Em xortên Mîdya û Keyxusrew in
Dîn îman û ayina me, her niştiman
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan
Xortê Kurd tev hazir û amade ne
Canfîdane, canfîdane, her canfîda
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan
//
Dinle düşman, Kürt halkı hala yaşıyor
Top ateşinde ve felaketlerden yıkılmayacak
Kimse demesin Kürtler ölüyor, Kürt diriliyor
Diriliyorlar, hiç inmeyecek Kürt bayrağı
Devrim ve kızıl rengin çocuklarıyız
İzle ey düşman, kanlı geçmişimizden
Kimse demesin Kürtler ölüyor, Kürt diriliyor
Diriliyorlar, hiç inmeyecek Kürt bayrağı
Kürt genci aslan gibi ayakta
Hayat tacını kanıyla işliyor
Kimse demesin Kürtler ölüyor, Kürt diriliyor
Diriliyorlar, hiç inmeyecek Kürt bayrağı
Biz Medler’in, Keyhüsrevler’in çocuklarıyız
Dinimiz ve imanımız vatanımızdır
Kimse demesin Kürtler ölüyor, Kürt diriliyor
Diriliyorlar, hiç inmeyecek Kürt bayrağı
Kürt gençliği hazır ve amadedir
Cenfedadır canfedadır canfeda
Kimse demesin Kürtler ölüyor, Kürt diriliyor
Diriliyorlar, hiç inmeyecek Kürt bayrağı
Not: Yazı Dildar’ın 100. Doğum yıl dönümü nedeni ile Koye ünversitesinin düzenlediği konferansın metinlerinden alınmıştır.