Ali Teter: Toprak Peşmergenin toprağıdır ve bu topraklarda nerede isterse orada hareket edecektir, karargah kuracak, üslenecektir

Ali Teter: Toprak Peşmergenin toprağıdır ve bu topraklarda nerede isterse orada hareket edecektir, karargah kuracak, üslenecektir

Duhok Valisi Ali Teter Rudaw TV’de yayınlanan bir programa katılarak önemli soruları cevapladı. Sorulardan bazılarını derledik.

Türk yetkililerle görüşmelerinizde PKK ile savaş ve Kürdistan Bölgesi toprakları içerisindeki bombardımanların durdurulması da gündeme geldi mi? Yani bu görüşmelerden sonra Duhok sınırları içerisindeki bombardımanlar bitecek mi? Yada bu konu görüşmelerin önceliği değil miydi?

Ali Teter: Görüşmelerde bir çok başlık gündeme geldi. Başlıklardan biri de su meselesiydi ki Irak hükumeti Dicle ve Fırat nehirlerinde Irak’ın payına düşen suyun korunmasını talep etti. Mustafa Kazımi, Türk yetkililere, “topraklarımızın Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturan silahlı grupların konumlandığı bir saha olmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Bu çok doğal bir durum. Kazımi aynı zamanda her iki ülkenin de birbirlerinin iç meselelerine müdahalede bulunmamasını istedi. Bildiğimiz gibi Irak’ın böyle bir durumu da yok, burada Kazımi’nin Türkiye hükumetine mesajı Türkiye’nin Irak’ın iç işlerine müdahale etmemesi yönündeydi. Yine Irak hava sahasının ihlalinin sona erdirilmesini kastetti. Çünkü son dönemde de şahit olduk; hergün Türk savaş uaçklarının bombardımanları nedeniyle Duhok’ta kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımız zarar görüyor. Bu nedenle heyet Türk yetkililerden Irak’ın egemenliğine saygı duyulmasını istedi. Buna karşılık Türkiye’de silahlı grupların Irak topraklarını kendilerine yönelik saldırılar için kullanılmasına müsaade edilmemesini istedi. Türkiye bu talebinde daha çok PKK’yi kastetti. Yine PYD ve Demokratik Suriye Güçleri’ni kastettiler. Ayrıca Şengal Anlaşması’nı gündeme getirdiler ve aynı anlaşmanın bir benzerinin Mahmur ve diğer yerler için de sağlanmasını istediler.

PKK’NİN BURADA BULUNMASININ AMACI NE?”

Türkiye’nin son dönemde PKK’ye karşı Kürdistan Bölgesi topraklarında gerçekleştirdiği operasyonlardan söz ettiniz. Şimdiye kadar yaşanan can kaybı sayısı ne kadardır, yine ne kadar maddi zarar var? Bununla bağlantılı olarak PKK ne kadar Kürdistan Bölgesi topraklarına doğru geri çekilmiş, Türk ordusu sınırdan içeriye doğru ne kadar ilerlemiş?

Maddi zararın boyutlarını kesin bir şekilde belirlememiz mümkün görönmüyor fakat çok sayıda köy boşaltılmak zorunda kaldı. Geçtiğimiz yaz halka ait çok sayıda arazi, bağ ve ekim alanı zaarar gördü, kurudu. Hakikatten bahsedecek olursak PKK’nin buradaki varlığı ve savaşı Kürdistan Bölgesi topraklarına taşıması Kürdistan Bölgesi’ne milyarlarca dolar zarara neden olmuştur. Duhok’ta yüzlerce ve yine Erbil’de yüzlerce köy PKK’nin varlığı nedeniyle inşa edilememiş veya terk edilmiştir. Bu kadar mal ve mülk, bağ ve bahçe hayali bir meblağda zarara yol açmıştır. Bu bir yandan halkımızın yükünü ağırlaştırmış ve bir yandan da on binlerce Kürdistan Bölgesi vatandaşının iç göç yaşamasına sebep olmuştur. Mesela sınır şeridinde bulunan köylerde yaşayan halkımızın tümü şu an şehirlere göç etmek surumunda kalmıştır. Evet kendi topraklarında yaşıyor olabilirle ama köyünden mecburen şehre göç etmek zorunda kaldığınızda bir mülteci gibi sayılıyorsunuz. Şengalli bir vatandaşın Duhok’ta mülteci durumunda yaşaması ile Nerwe-Rekan bölgesinden bir vatandaşın Duhok’ta mülteci durumunda yaşaması arasında bir fark yoktur. Madem ki siyasi, güvenlik ve askeri ve can güvenliği nedeniyle evini barkını terk etmek zorunda kalmışsa bu da bir tür mülteciliktir. Bu sonuçlardan bir tanesidir. Duhok’ta işsizlik ve gelir düzeyindeki düşüşün bir nedeni de budur ki maalesef bize büyük bri zarar vermiştir.

Bildiğiniz gibi bu yıl da Türkiye hükümeti kara operasyonları ile sınırdan içeri doğru biraz daha ilerledi. Bir çok mıntıka da onlar tarafından işgal edilmiş durumda. Maalesef işgal ettikleri yerlerde de iyi muamelede bulunmuyorlar. Ağaçları kesiyorlar, halkın bağ ve bahçesine zarar veriyorlar. Bu konuda geçmişte bir çok defa Türkiye hükumetini bilgilendirdik, itirazlarımızı ilettik, bunu yapmaya da devam edeceğiz. Ormanlarımıza, doğamıza, bağ ve bahçelerimize karşı yaklaşımlarını dile getireceğiz.

PKK son zamanlarda Kürdistan Bölgesi hükümetinin kendilerine karşı durması için Roj Peşmergelerini sınır bölgelerine kaydırdığı şeklinde propaganda yapıyor. Bu doğru mu? Duhok sınırlarında Peşmerge-PKK çatışması gibi bir tehlike hala sözkonusu mudur?

Kürdistan Bölgesi sınırları Peşmergenin yetki alanındadır. Peşmerge bu toprakların savunması için yüz binlerce şehit vermiştir. Toprak Peşmergenin toprağıdır ve bu topraklarda nerede isterse orada hareket edecektir, karargah kuracak, üslenecektir. Yasal olmayan hiç bir gücün Peşmergenin bu hareketinden şikayetçi olmaya hakkı da yoktur. Aynı zamanda, Peşmerge kednisine bağlı herhangi bir gücü, herhangi bir isimle Kürdistan’ın her bir yerinde konuşlandırabilir. Fakat biz PKK’nin bunu anlamasını ümit ediyoruz. PKK’nin Güney Kürdistan’daki varlığı ne işe yarıyor? Bu konuyu bize açıklasınlar; PKK’nin son 30 yıldır Kürdistan Bölgesi toprakları içerisinde kalmasının anlamı nedir, köylerimizi inşa etmemizi engellermeleri ne hikmettir? Saddam Hüseyin’le aynı siyasettir bu. Dün Sadddam Kürdistan köylerinin inşa edilmesini engelliyordu  bugün aynı siyaseti PKK yürütüyor. Peşmerge’nin her karış Kürdistan Bölgesi topraklarında bulunması meşrudur. Peki PKK’ye soruyorum, onlar ve silahlı grupları burada ne yapıyorlar? Sahaları ve faaliyet alanları bellidir. Bu nedenle fiilen PKK’ye Güney Kürdistan topraklarını terk etmesi çağrısında bulunuyoruz. Terk etmeliler ki 40 yıldır inşa edemediğimiz köylerimizi yeniden inşa edebilelim. Güney Kürdistan’da bazı köyler 43 yıldır yıkılmış olduğu için halk evlerine, köylerine geri dönemiyor.

Duhok’ta sivil aktivisler düşünce özgürlüğüne yönelik eleştirilerde bulunuyor. Bu yıl yaklaşık 300 kişinin çeşitli gösteri ve etkinliklere katıldıkları için gözlatına alındıkları belirtiliyor. Hala 50 kişinin gözaltında olduğu söyleniyor. Bu doğru mu? Düşünce özgürlüğü konusunda size yapılan eleştirilere yanıtınız nedir?

 300 kişnin gözaltına alındığı doğru değil. Duhok’ta düşünce özgürlüğü önünde herhangi bir engel yoktur. Sadece engel demek de yeterli değil. Özür dilerim ama Kürdistan Bölgesi genelinde düşünce özgürlüğü meselesi kelimenin tek anlamı ile denetimsizdir. Yani tüm sınırlar aşılmıştır.  Bir Avrupa ülkesinde olsanız bile size belirli bir çerçevede özgürlük hakkı tanır. Özgürlüğün sınırları kanunlar çerçevesinde belirlenmiştir. Düşünce özgürlüğü adına Kürdistan’da yapılanlar artış teşhir kapsamına giriyor. Hergün bakıyorsunuz bir televizyondan veya bir sosyal medya hesabından hakkınızda ortaya bir iddia atılıyor ama sizin olan bitenden hiç haberiniz yok. Mesela bana karşı da aynı suçlamalar yapıldı. Bu sitelerin kime ait oldukları, hangi çevrelere, hangi partilere bağlı oldukları da malumdur. Hiç söylemediğiniz bir sözü size mal ediyorlar ki bunların aslı esası yoktur. Sadece karalamak için iftira atmak için yazılıp çizilmiştir. Bu özgürlük değildir. Yine kimseye şiddet uygulanmamıştır. Evet Zaho’daki gösterilerde şiddet olayları yaşandı ama tek bir gösterici yaralanmadı, bilakis, elinde silahı olan ve vatandaşın güvenliğini sağlamakla görevli olan asayiş mensupları yaralandı. Sorun bakalım; şimdi tek bir gösterici cezaevinde mi? Ama güvenlik görevlilerinin kafası kırıldı, elleri kırıldı, zarar gördüler ve göstericilere karşı herhangi bir şiddet uygulamadılar. Hükumet kurumlarına zarar veren, yakıp yıkanlar hakkında yasal işlemler elbette yapılmalı. Tutuklananlar parmak sayısını geçmez, bunlar da mahkeme kararıyla haklarında işlem yapılan ve Kürdistan Bölgesi’ni karıştırmaya yönelik faalieyetler içerisinde oldukları saptanan kişilerdir.

Diğer Haberler

Sarı İbrahim’in (Ramazan Toptaş) hikayesi

Sarı İbrahim’in (Ramazan Toptaş) hikayesi

Sarı İbrahim’in (Ramazan Toptaş) hikayesi Bahoz Erdal, Şafak Aryen, Şafak Malazgirt, Beritan Dersim, Neşe Baltaş, HPG, PKK; Amanos Abdullah Öcalan, Nasır Faruk Bozkurt, Harun Sermezin, Barzan Dürre Batman; Mahsum Korkmaz ,