Irak’ta seçim: “Şengal’de PKK ile Haşdi Şabi aynı adayları destekliyor”

Irak'ta seçim: "Şengal'de PKK ile Haşdi Şabi aynı adayları destekliyor"

10 Ekim’de gerçekleşecek 5’inci Irak parlamento seçimlerinde, tüm taraflar propaganda çalışmalarını sürdürürken, rekabetin üst seviyede olduğu “tartışmalı bölgeler” arasında yer alan Şengal’de (Sincar) “PKK ile Haşdi Şabi aynı adayları destekliyor.”

Irak Parlamento seçimlerine yaklaşık bir hafta kaldı. Ninova’da farklı partilerden toplam 25 Ezidi seçimde aday olurken, bir Ezidi kota sandalye için farklı parti ve bağımsızların olduğu yedi Ezidi aday rekabet ediyor.

10 Ekim’de gerçekleşecek 5’inci Irak parlamento seçimlerinde, tüm taraflar propaganda çalışmalarını sürdürürken, rekabetin üst seviyede olduğu  tartışmalı bölgeler  arasında yer alan  Şengal’de (Sincar) “PKK ile Haşdi Şabi aynı adayları destekliyor.”

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Musul Basın Sorumlusu İdris Zozani, Şengal’e “daha güçlü bir şekilde döneceklerini” savunuyor.

40 milyon nüfusun en az 25 milyon seçmeni, ülkenin 18 eyaletinde 83 seçim bölgesinde kurulan 55 bin 41 sandıkta oy kullanabilecek.

Seçmenler 109 siyasi parti, 21 koalisyon ve bağımsız adaylardan oluşan toplam 3 bin 249 aday arasından 329’unu seçerek, Irak Parlamentosu’na gönderecek.

Irak, Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) ve anayasanın 140. Madde kapsamındaki tartışmalı bölgeler arasında yer alan ve sonucun merak edildiği önemli bölgelerden Şengal ilçesidir.

2005 Parlamento seçimlerinde Ezidiler, ilk kota koltuğunu aldı. Federal mahkeme, ülkedeki azınlıklar için her 100 bin kişi için bir sandalye tahsis etme kararı aldı. Bu da Ezidilerin beşten fazla sandalye alması anlamına gelirken, meclis başkanlığı bu kararı yerine getirmedi.

Şengal’in de içinde olduğu Ninova’da 2,33 milyon seçmen, sekiz seçim bölgesinde 420 adaydan 31’inin yanı sıra Ezidi, Şebek ve Hristiyanlar için ayrılan üç kota sandalye için sandığa gidecek.

 7 Ezidi aday, 1 kota sandalye için yarışıyor

Farklı partilerden toplam 25 Ezidi, seçimde aday olurken, bir Ezidi kota sandalyesi için farklı parti ve bağımsızların olduğu yedi aday rekabet ediyor.

Ninova’da KDP ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) de olduğu üç Kürt partisi, ikisi bağımsız 23 aday gösterdi.

2018’de seçim yarışında yaklaşık 50 Ezidi aday olurken, bu yılki seçimde adayları yarıya düştü. Kota sandalyesi için üçü Şengal, ikisi Başika ve iki kişi de Şehan (Şexan)  ilçesinden aday olurken, adaylar arasında kadın bulunmuyor.

Adaylardan dördü bağımsız, üçü de Ezidi Reform ve İlerleme Hareketi, Ezidi Demokrat Parti ve Ezidi İlerleme partilerinden aday oldu. Zummar, Ayaziye ve Telaferi içine alan dördüncü seçim bölgesinden de bir aday gösterildi.

Her ne kadar Ninova sekiz bölgeye ayrılsa da Ezidilerin kota sandalyesi tek bölge olarak gösteriliyor.

KDP Şengal Teşkilatı, üçüncü seçim bölgesi olan Şengal’de Irak Parlamentosu eski üyesi Viyan Dahil, Mehme Helil ve Dr. Macid’i aday gösterdi.

KDP: PKK ve Haşdi Şabi’nin tüm engellemelerine rağmen halkımız bizi destekliyor

Independent Türkçe’ye konuşan KDP Musul Teşkilatı Basın ve Halkla ilişkiler Sorumlusu İdris Zozani, Şengal’de güçlü adaylarla oldukça aktif bir şekilde seçim çalışmalarını yürüttüklerini söyledi.

“Parti olarak geçmişte olduğu gibi şimdide ulusal Kürt bilinciyle seçim çalışmalarımızı yürütüyoruz” diyen İdris Zozani, “Hassasiyetle belirlediğimiz adaylarımızın seçilmesi halinde Bağdat’ta halkımızı en iyi şekilde temsil edeceklerinden şüphemiz yok. Bilindiği gibi halkımızın büyük bölümü kamp ve çadırlarda halen yaşamlarını sürdürüyor. Adaylarımızın hepsi de Şengal’den ve halkımız tarafından sevilen ve portföyleri yüksek şahsiyetler. Bu adaylarımızın hepsinin kazanacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

PKK ve Haşdi Şabi’nin Şengal’deki varlığı ve seçimlere etkisine dair ise Zozani, şunları söyledi:

PKK, Şengal’de uzun zamandır halkımızın önünde büyük engeller oluşturmaktadır. Bizler PKK’nin kendi faaliyet alanını bırakıp, bizim yani Şengallilerin bölgesinde siyasi faaliyet göstermesini istemiyoruz. Şu anda buradalar ve halkımıza da engeller oluşturuyorlar. Ancak her şeye rağmen halkımız yine güçlü ve ne PKK’nin ne de Haşdi Şabi’nin tüm tehdit ve saldırılarına rağmen bizim adaylarımızı desteklemekten vazgeçmeyecekler, çünkü bize olan güvenleri tamdır.

Nitekim halkımız, Peşmerge’nin ve partimizin Şengal’e dönmesini bekliyor. Artık PKK ve Haşdi Şabi’nin bize karşı yaptığı propagandaların hiçbiri işe yaramıyor, halkımız gerçekleri görüyor ve bunun sandığa yansıyacağına inancımız tamdır. Şengal’i her yönden sahiplenen de partimizdir.

KDP’li yetkili Zozani isim vermeden, PKK ve Haşdi Şabi’nin özellikli iki adayı desteklediğini dile getirdi.

 PKK, KDP’nin seçim konvoyunu Şengal’e girmesine engelledi!

Zozani ayrıca, dün (2 Ekim) seçim kampanyası kapsamında Şengal’e gitmek isteyen aralarında KDP Musul Teşkilat Sorumlusu Aşti Koçer, Musul Seçim Kampanyası Sorumlusu Cafer İbrahim, adayları Ezdi Kürt siyasetçiler Viyan Dahil, Mehma Halil, KDP Politbüro üyesi Cafer Eminki’nin de aralarında olduğu konvoyun Şerafettin Türbesi yakınındaki Gohbel Köyünde YBŞ ve PKK’lı bir grubun engellemesine ilişkin ise şunları söyledi:

YBŞ’li ve PKK’li grup yolu kapatarak, heyetimizin ilçeye girmesini engelledi. PKK ile Haşdi Şabi halkın yaşamının normalleşmesini izin vermediği gibi kendini baskın kılmak için her türlü kirli yolu deniyor. Dün de sivil ve masum sivilleri öne sürerek, konvoyumuzun geçişine izin vermediler.

Bu durumdan sadece PKK değil, Irak hükümeti de sorumlu çünkü bölgede durumun bu aşamaya gelmesine onlar sebep oldu. Irak yönetimi, PKK’nin hareket alanını sınırlandırması gerekiyordu, geçen yıl imzalanan anlaşma gereği yasadığı güçlerin bölgeden çıkartılması gerekiyordu ancak şimdiye kadar hiçbiri çıkartılmadı.

Kaldı ki dün Iraklı güçler bize eşlik etti ve onların da bir kısmı yapılan engellemeye gözlerini yumarak, adeta kalabalık grupla çatışmamızı bekledi ancak Başkan Barzani’nin (Mesud Barzani) talimatını yerine getirerek hiçbir şekilde kardeş çatışmasına mahal vermedik.

Neticede bu engellemeyle geri çekildik ancak seçime katılacağız ve adaylarımız da kazanacaktır. Bu siyasi bir mesele, tekrar Şengal’e gidip miting yapacağımız da henüz belli değil, bilinen gerçek PKK terörist bir örgüttür ve amacına ulaşmak içinde her türlü yolu deniyor. KDP olarak, yapılanlar karşısında halkımızın zarar görmesini istemediğimiz için temkinli davranıyoruz.

IŞİD’in 2014 Şengal’e saldırısında Irak Parlamentosu’nda Ezidilere, yardım yardım edilmesi çağrısında bulunarak, dünyada büyük yankı uyandıran Viyan Dahil ise şunları söyledi:

Basın toplantısında da belirttiğim gibi halkımız ne olursa olsun tüm engellemelere rağmen bize oy verecektir. Burada asıl sorumlu Bağdat yönetimidir çünkü gereken önlemleri alması gerekiyordu nitekim buraya geleceğimizden haberdardılar.

İşgal bir güç olan PKK, kendi siyasetini bizim bölgemizde baskın kılmaya çalışıyor ama biz hiçbir şekilde bunu kabul etmeyeceğiz. Sadece şunu bir kez daha soruyorum; dün demokratik bir hakkımızı yerine getirmede bizi engelleyenler seçim günü halkımıza baskı yapmayacak mı? Bağdat yönetimi bunu nasıl düzeltecek?

Hayda Şeşo: Ezidilere ve davalarına güveni olmayan bazı taraflar başkalarına hiçzmet e
Ezidhan Savunma Gücü Komutanı ve Ezidi Demokrat Partisi Başkanı Haydar Şeşo, kota sandalyesi için bir adayla seçime katıldıklarını dile getirerek, isim vermeden diğer adaylarla ilgili şunları söyledi:

Ne yazık ki Ezidilere ve davalarına güveni olmayan bazı taraflarda seçime kota sandalyeyle katılarak, başkalarına hizmet ediyor. Bu nedenle de bizlerden elimizden gelenin en iyisini yaparak, bu kesimlere meydanı bırakmayacağız.

Ezidi Reform ve İlerleme Hareketi, Parlamentonun ilk üç turunda kota koltuğunu alması ve önde gelen partilerle rekabetlerine dair Haydar Şeşo, “Önde gelen partilerle rekabet etmemiz çok zor. Çünkü, göçmenlerin çoğu bu partilerin destekçisi. Bizim için önemli olan ise Ezidi bölgelerini Arap bloklarının değil, Kürtlerin kazanmasıdır” sözlerini kullandı.

Kaynak: İndependent Türkçe yazının tamamına şu linkten ulaşa bilirsiniz: https://www.indyturk.com/node/419146/d%C3%BCnya/irakta-se%C3%A7im-%C5%9Fengalde-pkk-ile-ha%C5%9Fdi-%C5%9Fabi-ayn%C4%B1-adaylar%C4%B1-destekliyor-kdp-g%C3%BC%C3%A7lenerek

Efrinlilerin dramı Türkiye’ye bağlı çeteler köylerine el koyuyor PKK çocuklarına

Efrinlilerin dramı Türkiye'ye bağlı çeteler köylerine el koyuyor PKK çocuklarına

PKK’ye bağlı grupların Halep’e kaçan Efrinli ailelerden 2 Kürt çocuğu kaçırdığı bildirildi.

Kürt aktivist- gazeteci Rohat Mihamed’in BasNews’e bildirdiğine göre, PKK’nin Rojava ve Kuzey Suriye’deki gençlik yapılanması Ciwanên Şoreşger’e(Devrimci Gençlik) bağlı grupların Kürtler arasında çalışma ve eylemlerini arttırdığını belirterek, “Kürtler arasında çalışma ve eylemleri artı. Özellikle ‘savaşçı’ adı altında çocukları kaçırıyorlar. Bugün Efrin saldırılarında Halep’e gelen ailelerden iki çocuğu kaçırdılar” ifadelerini kullandı.

Çocukların Halep’in Şêx Maqsud mahalesinden kaçırıldıklarını dile getiren aktivist Rohat Mihamed, “Kaçırılan çocuklar 16 yaşından küçük. Birinin adı Ciwan Hebeş diğerinin ise Kawa Brimo.  Efrin’den kaçarak Halep’e sığınan aileleri bile rahat bırakmıyorlar. Seferberlik adı altında çocukları ailelerinden koparıp silah altına alıyorlar” dedi.

PKK savaş suçu olmasına rağmen Rojava, Şengal ve Güney Kürdistan’ın bazı bölgelerinde çocukları kaçırarak oluşturduğu askeri kamplarda silah altına alarak eğitiyor. Eğitime alınan çocuklar PKK’nin belirlediği evlerinden çok uzaklarda savaştırılıyor ve hiçbir zaman aileleri ile görüşmelerine izin verilmiyor.

Türkiye’den Rojava Kürdistanı’na yönelik top atışı: 2 ölü, 12 yaralı

Türkiye’den Rojava Kürdistanı’na yönelik top atışı: 2 ölü, 12 yaralı

 Türkiye ve desteklediği silahlı gruplar Rojava Kürdistanı’nın Hesekê kentine yönelik top atışlarında bulundu. Saldırıda 1 kadın ve 1 çocuk hayatını kaybederken 12 kişi de yaralandı.

Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün yaptığı açıklamaya göre; Türkiye ve desteklediği silahlı gruplar Hesekê’nin Til Temir ve Zirganê ilçelerine top atışlarıyla saldırdı. Saldırıda 1 kadın ve 1 çocuk hayatını kaybetti. 12 kişi de yaralandı. Yaralılar Dirbesiye’deki hastanede tedavi altına alınırken top atışları nedeniyle çok sayıda aile de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Lahor Cengi meydan okudu

Lahor Cengi meydan okudu Pafil Talabani, YNK, Süleymaniye, 8 Temmuz olayları

KYB Eş Başkanı Lahur Şeyh Cengi, parti içerisinde yaşanan krizi kendisine karşı bir “komplo” şeklinde değerlendirerek tüm iç ve hukuki yolların tıkatıldığını savundu. Kendisinden Kürdistan’ı terk etmesi istendiğini dile getiren Şeyh Cengi, böyle bir kararı tanımayacağını söyledi.

Bir süredir Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Eş Başkanı Pavıl Talabani ile yaşadığı kriz nedeniyle eş başkanlık yetkileri dondurulan Lahur Şeyh Cengi, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla yeni açıklamalarda bulundu.

8 Temmuz günü Süleymaniye’de Terörle Mücadele Birimi ile İstihbarat Teşkilatı’nda yapılan değişiklikleri kendisine karşı bir “komplo” olarak nitelendiren Şeyh Cengi, çözüm ve Süleymaniye ile Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği için diyalog yolunu tercih ettiğini, tüm yetkilerinden feragat etmeyi ve bu süreçte kendisine yöneltilen suçlamaların araştırılmasına imkan tanımayı kabul ettiğini dile getirdi.

Parti içerisinde Polit Büro’nun kendisine verilen görevi yerine getirmediğini, bu nedenle iç çözüm konusunda “ümitsiz” olduğunu vurgulayan Şeyh Cengi, bu nedenle Süleymaniye mahkemesine başvurmaya karar verdiğini söyledi.

Hakkındaki ithamlara karşı suçlama ile karşılık vermenin “karakteri ile uyuşmadığını” ifade eden Lahur Şeyh Cengi, Kürdistan halkının sırtındaki yükü ağırlaştırmak istemediğini, yaşanan olayın boyutunun yansıyandan daha ağır olduğunu ve daha ağır sonuçlar beklediğini dile getirdi.

KYB Eş Başkanı Şeyh Cengi, “Buradan tüm üye, kadro, taraftar ve halkı Kürdistan’ı terk etmem istendiği konusunda bilgilendirmek istiyorum. Aksi durumda kararın zor yolu ile uygulanacağı, evime baskın yapılarak Kürdistan’dan çıkarılacağım anlaşılıyor” dedi.

“Son nefesime kadar halkımı terk etmeyeceğimi belirtmek isterim” diyen Şeyh Cengi, partinin gönüllüleri ile elinden ne geliyorsa yapacağını söyledi.

 

Başbakan Mesrur Barzani’nin ziyaretinin sonuçları; Yunan Başbakanı ve yatırımcılar Erbile geliyor

Başbakan Mesrur Barzani'nin ziyaretinin sonuçları; Yunan Başbakanı ve yatırımcılar Erbile geliyor

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis başkanlığındaki, diplomat ve yatırımcılardan oluşan Yunan heyetinin bir dizi temaslarda bulunmak üzere Erbil’e geleceği bildirildi.

Kürdistan Bölgesi Sanayi ve Ticaret Odalar Birliği Sözcüsü Karwan Sûrçî’nin BasNews’e verdiği bilgiye göre Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis başkanlığındaki Yunan heyeti önümüzdeki hafta Erbil’e geliyor. Geçtiğimiz Haziran ayında Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ve beraberindeki heyet te Atina’ya bir ziyarette bulunmuştu. Miçotakis ile Maxumu sarayında bir araya gelen  Mesrur Barzani Yunanistanla ekonomik alanda çalışmak istediklerini söymişti. Güvenlik, bölgesel kaos ve daha pek çok konunun ele alındığı görüşmeden hemen sonra Miçotakisin Kürdistan Bölgesi ziyareti Kürdistan Bölgesi için önemli bir diplomatik adım olarak görülüyor.

Karwan Sûrçî, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’e bazı bakanların yanı sıra , 26 Yunan şirketinin temsilcisi eşlik edeceği ve Yunan heyetinin Erbil’de düzenlenecek olan uluslararası ekonomi formuna katılacağı bilgisini paylaştı.

Sûrçî, düzenlenecek olan ekonomi formunun Kürdistan Bölgesi ile Yunanistan arasındaki ekonomik, ticari ilişkileri güçlendirme ve yatırımcıların Kürdistan Bölgesi’nde iş yapmalarını kolaylaştırmanın hedeflendiğini kaydetti.

Kürdistan Bölgesi Sanayi ve Ticaret Odalar Birliği Sözcüsü Karwan Sûrçî, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis başkanlığındaki üst düzey heyetin Erbil ziyaretinin Yunanistan’ın Kürdistan Bölgesi’ne verdiği önemin göstergesi olduğunun altını çizdi.

Kürdistan ve Irak Tarım Bakanlıklarından Türkiye’nin kestiği ağaçlar için ortak kınama

Kürdistan ve Irak Tarım Bakanlıklarından Türkiye'nin kestiği ağaçlar için ortak kınama Cotyar Adil, Behdinan

Kürdistan Bölgesi ve Irak Tarım Bakanlıkları, Türkiye’den, Behdidan bölgesindeki ağaç kesimlerini durdurmasını istedi.

Kürdistan Bölgesi ve Irak Tarım Bakanlıklarının ortak açıklamasında, Türkiye hükümetinden, Behdinan bölgesindeki ağaç kesimlerine son verilmesi istendi.

Yapılanların insanlık ve doğa düşmanlığı olduğu vurgulanan açıklamada, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlardan da sorunun çözümü için yardımcı olmaları istendi.

Dün akşam Kürdistan Bölgesi Hükümeti Sözcüsü Adil Cotyar da yaptığı açıklamada, yaşananlardan duyulan rahatsızlık dile getirilerek Kürdistan Bölgesi doğasına zarar verilmemesi gerektiği vurgulandı.

Cotyar Adil’in açıklamasını okumak için tıklayın: https://darkamazi.com/archives/1014770

Ayrıca Tarım ve Su Kaynakları Bakanlığı, Türkiye tarafından yapılan ağaç kesimlerinin araştırılması için bir komisyon kurdu.

İşçi Partisi’nin Müslüman adayı Sadık Han ikinci kez Londra Belediye Başkanı

İngiltere’de yapılan seçimde, İşçi Partisi’nin Müslüman adayı Sadık Han, ikinci kez Londra Belediye Başkanlığı görevine seçildi.

İngiliz medyasına göre, Sadık Han, söz konusu seçimde 1 milyon 206 bin 34 kişiden oy alırken, Muhafazakar Parti’nin adayı Shaun Bailey, 977 bin 601 oyla ikinci sırada yer aldı.

Han, ilk kez 2016’daki seçimde, Muhafazakarların şehrin belediye başkanlığı üzerindeki kontrolüne son veren zaferiyle göreve gelmişti.

TSK-PKK çatışmalarının 28 yıllık bilançosuna Metina operasyonu da eklendi

TSK-PKK çatışmalarının 28 yıllık bilançosuna Metina operasyonu da eklendi

Türkiye’nin 23 Nisan tarihinde Metina bölgesi başta olmak üzere Güney Kürdistan’ın Behdinan alanına dönük başlattığı işgal saldırıları devam ediyor. TSK geçtiğimiz 4 yıl içinde PKK’nin ciddi bir direnişi ile karşılaşmadan Güney Kürdistan’ın Şekif, Xantur, Haftanin, Xaxurke gibi pek çok alanını ele geçirdi. Bu yıl da Metina’ya dönük başlatılan operasyonda şu ana değin ciddi bir engelleme görülmüyor. PKK şu ana değin TSK’nın ilerlemesini durduracak her hangi bir aktivite göstermiyor. Türkiye ile PKK arasındaki savaş Güney Kürdistan’da halkın büyük bölümünün tepkisini çekiyor. Halk özellikle son yıllarda PKK ile Türk devleti arasında bir danışıklı dövüşün olduğuna inanıyor.

TSK ve PKK arasındaki bu çatışmalardan en büyük zararı ise halk görüyor. Kürdistan Parlamentosu araştırma komisyonu raporuna göre, TSK ile PKK arasında yaşanan çatışmalar ve bombardımanlar nedeniyle son 28 yılda 504 köy boşaltıldı, onlarca sivil hayatını kaybetti, milyonlarca dolarlık maddi zarar meydana geldi. Ayrıca, Türk askerleri 15 kilometre kadar Kürdistan Bölgesi topraklarını ihlal etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 17 2020 Haziran’ında Kürdistan Bölgesi toprakları içerisinde PKK’ye yönelik başlattığı operasyon ve bombardımanlar nedeniyle yaşanan sivil can kayıplarının ardından Kürdistan Parlamentosu 29 Haziran’da sınır bölgelerinde incelemelerde bulunmak üzere komisyon kurulmasına karar vermişti.

Sözkonusu komisyon Duhok, Erbil, Süleymaniye ve Halepçe’deki sınır bölgelerinde TSK ve İran ordusunun bombardımanları nedeniyle yaşanan zararları yerinde incelemiş, halktan ve yerel yönetimlerden görüş almıştı. Komisyon ayrıca bombardımanların hedefi olan Şengal’i de ziyaret etmişti.

Raporun sonucuna göre 1992-2000 yılları arasında Kürdistan Bölgesi’ndeki sınır bölgelerinde 504 köy ve mezra TSK ile PKK arasında yaşanan çatışmalar ve bombardımanlar nedeniyle boşaltıldı.

Roporda, belirtilen tarih aralığında inceleme yapılan bölgelerde 50’den fazla sivilin hayatını kaybettiği ve milyonlarca dolarlık maddi hasar yaşandığı kaydedildi.

Kürdistan Parlamentosu Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporun ayrıntıları şöyle:

Erbil Vilayeti:

– Erbil merkeze bağlı 55’i boşatıldı.

– Milyonlarca dönümlük ekili arazi hasar gördü

– Soran ilçesi ve Sidekan kasabasına bağlı 104 köy boşaltıldı

– Çoman ilçesine bağlı 15 köy boşaltıldı

– Kandil’de Zergeli, Bokriskan ve Werte köyleri boşaltıldı

– İran bölge halkının kendi bölgelerinde rahat dolaşması önünde tehdit oluşturdu

Süleymaniye Vilayeti:

– 25 Haziran’da Kune Masi’ye düzenlenen hava saldırısında 7 kişi yaralandı, 25 milyon dinar maddi hasar yaşandı

– Bombardıman elektirk, karayolları ve altyapı gibi hizmetlerde hasara yol açtı

 – İran ordusu 1975’te İran ile Irak arasında imzalanan anlaşmayı ihlal ederek Raperin ilçesinde Kêlê ve Casusan mevkilerinde sınırı geçti

– Mawat ilçesine bağlı Sefre köyü sağlık ocağı bombardımanlar nedeniyle yıkıldı

– Sefre köyündeki evlerin birçoğu bombardımanlar nedeniyle yıkıldı, köyün elektirk hatları kesildi

Duhok Vilayeti:

– Zaho ilçesi sınırında TSK unsurları 40 kilometre genişlik, 15 kilometre derinliğine ihlal etti

– Türk askerleri Zaho’ya bağlı kırsal bölgede 18 üs kurdu

– Derkar kasabasına bağlı 25 köy toplarla bombalandı

– Kasabaya bağlı köylerde yaşayan 200 çiftçi hala evlerine dönemiyor

– Batufa kasabasına bağlı 27 köy boşaltıldı, diğer 13 köy bombalandı

– Toplam 400 köy bombardımanlardan zarar gördü

– Son 28 yılda 50 sivil hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı

– Amedi ilçesine bağlı 198 köy boşaltıldı

– 4 sivil hayatını kaybetti 28 kişi de yaralandı

– Çemanke kasabasına bağlı köylerin yüzde 80’i boşaltıldı

– Kani Masi ve Berwari Bala bölgelerinde 6 köy boşaltıldı

– Bu bölgede toplam 2 bin 500 aile göç etmek zorunda kaldı

– Şeladize kasabasına bağlı 85 köy boşaltıldı

– Dereluk kasabasına bağlı 42 köy boşaltıldı

– Dinarte bölgesinde 24 köy boşaltıldı

– Dinarte çevresinde 1996-2000 yılları arasında 9 sivil öldürüldü 21 kişi yaralandı

 Halepçe Vilayeti:

– İran ordusunun top atışları yüzünden Hewraman’daki çiftçiler çalışamaz oldu

– Bölgedeki su kaynakları kirlendi, doğa tahribatı yaşandı

 Parlamentoya öneriler

Parlamento Araştırma Komisyonu raporun sonunda Kürdistan Parlamentosu’na bir dizi öneride bulundu. Önerileş şu şekilde sıralandı:

– Sınırların güvenlik ve korunması için Irak ile Kürdistan Bölgesi arasında koordinasyon sağlanmalı

– Kürdistan hükümetinin Kürdistan’ın diğer parçalarında faaliyet yürüten güçlerle siyasi uzlaşı sağlanmak amacıyla görevlendirilmesi

– Sınır bölgelerinde görev yapan sınır muhafızları birliklerine takviye yapılarak askeri niceliğin arttırılması (Kürtçe konuşanlardan olmalı)

– Zaararların tazmin edilmesi amacıyla hükümetin görevlendirilmesi

Kürdistan Ulusal Bağımsızlık Mücadelesinin Efsanevi Lideri General İhsan Nuri Paşa

 Kürdistan Ulusal Bağımsızlık Mücadelesinin Efsanevi Lideri   General İhsan Nuri Paşa

Bu gün General ihsan Nuri paşanın 45. Şehadet yıldönümü. Büyük generali saygı ve minnetle anıyor yaşamına dair bazı kesitleri siz değerli okuyucularımızla paylaşmayı görev biliyoruz.

İhsan Nuri Paşa 1892’te Bitlis’te doğdu. Cibranlı Kürt Aşiretinin ileri gelenlerinden Ali Quli’ nin oğludur. Ilköğretimini Bitlis’te, sonra Osmanlı Devletinin aşiret reislerinin çocukları için kurduğu Erzincan askeri rüştiye mektebini başarıyla bitirir. Daha sonra 1908 yılında Istanbul’daki Harp Okulunda eğitimine devam eder.  1910 yılında yani 17 yaşında teğmen olarak harbiyeden mezun oldu. binlerce öğrenci arasında 27’ci sırada subay derecesi ile üsteğmen rütbesini alarak Osmanlı ordusuna katılır.

İlk görev süreci Osmanlılara karşı gelişen milliyetçi hareketleri bastırmak için gönderilen birliklerde yer alır. Balkanlarda, Yemen’de ilk görevini başarılı bir komutan olarak icra eder. çok geçmeden patlak veren 1.dünya savaşında doğu cephesinde carlık Rusya’sına karşı savaşır. Nerman çatışmasında ağır yaralanır. Tedavi için Erzincan’a gönderilir. Mevsim koşullarından dolayı donma tehlikesi geçirir ve ayak parmakları soğukta yanar. Tedavisinden sonra 9.cu Orduda görevlendirilir. 1. Dünya savaşı bittikten sonra İstanbul’a döner. Ferit Paşa’nın İstanbul hûkûmetine karşı eski silah arkadaşlarını örgütleyerek isyan eder. Ferit paşa hükümetinin düşmesini sağlayan süreci başlatır. Aynı zamanda ordudaki kariyerine devam eder. İhsan Nuri Paşa’nın bu isyanı ittihat Terakkicilerin dikkatinden kaçmaz ve onunla ilişkiye geçerler. İstanbul hükümetinin sevilmeyen adamı İhsan Nuri Paşa Kemalistlerin boş vaatleri ile : “Biz Kürt halkının haklarına karşı değiliz. Biz Kürtlerin temsilcileriyle görüşüp isteklerini kabul etmek istiyoruz. Bu mücadele Kürt ve Türk halklarının özgürlük mücadelesidir. TBMM Kürt ve Türk halklarının meclisidir” karşılaşır. Ancak çok geçmeden bu vaatlerin boş olduğu anlaşılır ve İhsan Nuri Paşa’da Kürt örgütleri ile daha yakından ilgilenir. 1918 de seyit Abdulkadir Geylani başkanlığında kurulan Kürt teali cemiyeti ile örgütsel ilişkilenir. Kendi ulusal-siyasal düşüncelerini Kürt teali cemiyetinin yayın organı olan JİN gazetesine makaleler yazarak, yayınlar. “Wilson ilkeleri ve Kürtler” başlığı ile kaleme aldığı makale ordu içerisindeki konumunu tartışmalı duruma sokar. Ancak İhsan Nuri Paşa bu çalışmalarından geri adım atmaz. İstanbul merkezli Kürt siyasal ve aydınlanma çalışmaları koçgiri isyanı ile birlikte yönünü Kürdistan’a taşındı. Legal ve barışçıl Kürt siyasal hareketleri Kemalistlerin Kürtlere karşı tavırlarının radikalleşmesi ile boyut değiştirdi. Radikal ve illegal hareketler dönemi başladı. Cumhuriyetin ilanıyla gelen inkârcı yaklaşım ve baskılar Kürtleri daha ses getirici mücadele yöntemlerini seçmeye yöneltti. 1923 te Erzurum’da Cıbranlı Halit, Bitlisli Yusuf Ziya Bey, Hacı Musa Mutki vb. Kürt liderlerinin önderliğinde illegal olarak  Azadi örgütü kuruldu. Örgüt kısa zamanda Kemalistlerden umudunu kesmiş tüm Kürt ulusalcı kesimlerin odağı haline geldi. Tüm Kürt illerinin şubeleri açıldı. Azadi örgütü; Kürt Teali Cemiyeti’nin ılımlı ve barışçı yöntemlerinden farklı olarak silahlı mücadeleyi esas almış ve Kürtleri bağımsızlığa kavuşturmayı hedeflemiştir. Kürtler siyasal açıdan Araf’taki hallerine son vermişlerdir. Azadi cemiyeti ordu içerisindeki Kürt subayları  örgütleyerek ulusal bağımsızlık isyanını gücü haline getirmiştir. İhsan Nuri paşa de Siirt’te görevli iken bu örgütle ilişkilenmiş ve örgüte sonradan dâhil olmakla birlikte kısa bir sürede örgütün en önemli şahsiyetlerden biri haline gelmiştir. Siirt’te Gezici Teftiş Görevlisi olarak bulunduğu sırada örgütün Siirt şubesi başkanlığını üstlenir. Bunun üzerine azadi örgütünün isyan planını ordunun içerisindeki Kürt subaylarını örgütleyerek yerine getirmekle çok önemli bir misyon üstleniyor.

Türk devleti Hakkâri’de ki Nesturî ayaklanması gerekçesi ile İhsan Nuri paşa 1924 te Şırnak’a gönderiyor. İhsan Nuri paşa Şırnak’a binbaşı rütbesi ile görevlendirilir. o bu mertebeyi isyanı örgütleme için kullanır. Şırnak’taki aşiretlerle ilişkilenir ve isyan için onları örgütler. Planın uygulanacağı gece acil kodu ile gelen emir üzerine İhsan Nuri paşa Elkê’ye gitmek zorunda kalır. Birliğindeki Azadi komitesindeki subaylardan Rasim Bey, Tevfik cemil, Hurşit ertuşi ve Yusuf Ziya’nın kardeşi Ali Rıza beyle isyanı Elkê’de başlatırlar. Şex Sait isyanının ilk kurşunu Elkê isyanı ile sıkılmış oldu. Ancak isyan planlandığı gibi gitmeyip istenilen sonuçları vermedi. Cumhuriyet tarihinin ilk örgütlü isyanı diyebileceğimiz elkê isyanı azadi örgütünün ordu içerisindeki hazırlık düzeyini de gösterdi. Bu isyanda Ali rıza bey tutuklandı. İhsan Nuri paşa, Hurşit Ertuşi, Tevfik cemil ve Rasim bey beraberindeki 350 askerle Kato dağlarına çıktılar. Daha sonra İhsan Nuri paşa şengal dağında geçici bir süreliğine konumlandı. Bu esnada İngilizler ihsan Nuri paşanın kendileri ile askeri çalışmalarda bulunması için teklif götürdüler. İhsan Nuri bu teklife karşılık şu cevabı veriri: “Ben Kürt Halkının özgürlüğü için mücadele etmek istiyorum. Bir birliğin görevlisi olarak İngilizlere hizmet edemem”. Bu esnada kuzey Kürdistan’da Şex Sait isyanı başlamıştı. İhsan Nuri paşa da isyana katılmak için kuzeye geçer ancak gidene kadar isyan bastırılır. Bu defa da tekrar güney Kürdistan’a geçerek Rewandız’da Seyit Taha Nehri’nin yanında konumlanır. Fakat İhsan Nuri paşa kuzey Kürdistan’daki gidişata müdahale edilmesi gerektiğinin bilincindedir. Bunun üzerine doğu Kürdistan’a sımko Şıkak’ın yanına geçer. Simko’nun isyanı bastırılınca İran güçlerinin eline geçer ve Zencan’da götürülür. Buradan, bir fırsatını bulur ve gizlice Hoy kentine gider. İsyanın kokusunu serhat yaylalarından alır ve yönünü  Ağrı dağına çevirir. Şex Sait isyanından sonra direnişi sürdüren Kürt savaşçıları Ağrı dağını üs haline getirirler. Artık ulusal bağımsızlık savaşının ana merkezi Ağrı dağıdır. İhsan Nuri Paşa’da olması gereken mekana gider ve isyana hem nitelik katar hemde liderlik yapar. Lübnan’da 1927’de kurulan Xoybun Örgütü Ağrı isyanını örgütler ve liderliğine de İhsan Nuri paşayı atar.  İsyan, Xoybun’nun örgütleme faaliyetlerini doğrudan ele alması ve İhsan Nuri Paşayı “askeri temsilci” sıfatıyla atamasıyla biçim değiştirir. “Becerikli bir askeri örgütçü olan İhsan Nuri, İbrahim Paşa adıyla bilinen, Biroyê Heskê Têli’nin emrindeki kuvvetleri yeniden düzenlemesi yaparak, Kürt devletinin temellerini yaratmayı başardı.” Bir yandan askeri faaliyetleri yeniden örgütleyen İhsan Nuri öte yandan başbakanıyla, bakanlarıyla, bayrağıyla, ordusuyla, gazetesiyle Ağrıda fiili bir devlet örgütlenmesi yarattı. Broyê Heskê Têli başkanlığında çeşitli sivil yönetim organları oluşturuldu. Çok kısıtlı imkânlarla “Agrî” adıyla gazete çıkartıldı. Bir telsiz sistemi kuruldu. Ağrı dağının zirvesine üç renkli Kürt bayrağı dikildi.  “Kurdawa” köyünü Ağrı dağı Kürt cumhuriyetinin başkenti ilan edildi. Ağrı’ya ve ilçelerine Bağımsız Kürt Hükümeti’ni temsilen vali ve kaymakam atadı. Türk devletinin tüm müdahalesine rağmen gelişmeye devam eden Kürt ulusal bağımsızlık savaşı 1928’de yeni bir aşamaya sıçradı. Türk devleti diğer isyanalara uyguladı taktiği Ağrı’da da denemek istedi ve Kürd güçleri ile görüşmeler başlattı. TBMM oluşturduğu “uzlaşma” komisyonunu bölgeye gönderdi. Komisyonda Kürt illerinden 12 milletvekili vardı. Kürt heyetine general İhsan Nuri başkanlık ediyordu. “Komisyon hükümetin isyancılar için genel af ilan edeceğini, İhsan Nuri için devlet yönetiminde yüksek bir mevki verileceği vaadinde bulunuyordu. Buna karşılık isyancılar silahlarını bırakacak ve hükümet güçlerine teslim olacaktı.”

İhsan Nuri bu teklifleri reddetti ve savaşın, ‘ancak Türkiye’nin Kürt ulusal haklarını tanımasıyla durabileceğini’ belirtti. Ve şöyle devam etti: “Benim yurdum burası ve hiçbir ihtiyacım yok. Devletin vereceği  sözlere güvenmiyorum. Ben Xoybun örgütünün askeri lideri ve Kürt silahlı kuvvetlerinin genel kumandanıyım. Bu görevde Xoybun’un emriyle bulu nuyorum ve Xoybun’un mensubu olmaktan şeref duyuyorum. Görevim Türkiye’nin, Kürdistan’ın bağımsızlığını tanımasına ve onun ordularından boşaltmasına dek  savaşı yürütmektir. Xoybun’a yapmak istediğiniz siyasi teklifleriniz varsa onları Xoybun’a takdim ederim. Muhtelif şahıslara para ve mevki vaatleriyle müracaatlarda bulunmak faydasızdır. Çünkü çözümlenecek sorun şahsi bir sorun olmayıp ulusal bir sorundur.”  General İhsan Nuri paşa bu ilkeli tutumu ile adını tarih sayfalarına altın harflerle yazdırdı. Türk devleti Ağrı isyanı ile baş edemeyeceğini anlayınca sorunu diplomatik ittifaklarla çözmeye başladı. İran ile olan sınır sorunlarını bir tarafa bırakarak İran’ı kendi tarafına çekmeyi başardı. 1930’da Hükümetin başlattığı büyük saldırı, silah ve cephane kıtlığı, dışardan ve içerden yeterli desteğin gelmemesi, bölgenin en büyük devleti Sovyetler Birliğinin Türkiye’yi desteklemesi ve daha da kötüsü;  Türkiye ile Iran asında yapılan diplomatik anlaşmalar isyanın sonunu getirdi. Yani Ağrı isyanı İran ve Sovyetlerin yardımı ile bastırıldı. Yani Türkler diplomasi ile zafer elde ettiler. Askeri açıdan Türk devleti Ağrı’da yenilmiştir.

!930 da general İhsan Nuri Paşa İran’a geçerek çileli ve zor bir hayat yaşamaya başlar. O zor şartlara, SAVAK’ın sıkı takibat ve gözetimine ve her türlü ekonomik ve sosyal imkânsızlığa rağmen, yaşamı boyunca, Kürt davasına, bazen yazdığı yazılarla, bazen yaptığı uluslararası görüşmeler ya da katıldığı konferanslarla, yazdığı kitaplarla, hizmet etmeye devam etmiştir. 18-Mart-1976 da bir Motosikletin hızla çarpması sonucu ağır yaralanır. Bir hafta komada kalır. 25 Mart 1976 günü sabaha karşı saat 06.00 da efsanevi gerilla komutanı, büyük Kürt Lider General İhsan Nuri Paşa hayata veda eder bir grup Kürt yurtseverinin katıldığı mütevazı bir merasimle Behişt-i Zehra Mezarlığında defnedilir. Mezarının numarası; 9/ 58,12’dir.

Erbil saldırısın yapanlardan birinin itirafları yayınlandı

Erbil saldırısın yapanlardan birinin itirafları Ketaib Seyyidü’ş Şüheda Haşdi Şabi

15 Şubat’ta başkent Erbil’deki ABD üssüne yönelik roket saldırısıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı.

Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan videoda Erbil’e yönelik saldırıyla ilgili derhal soruşturma başlatıldığını anımsatarak, 4 saldırganın kimliğinin tespit edildiğini bildirdi.

Videoda, Erbil’in Xebat ilçesinde ikamet eden Haydar Hamza Abbas Mustafa el-Beyati isimli saldırının faillerinden birinin itiraflarına yer verilirken, teröristlerden birinin ikamet izni almasını kolaylaştırdığını ve füzelerin kente getirilmesi için kendisine yardımcı olduğunu açıkladı.

Füzeli saldırıyı gerçekleştirenlerden biri olduğunu itiraf eden terörist, saldırıyı gerçekleştiren grubun 4 kişilik olduğunu ve kendilerinin Ketaib Seyyidü’ş Şüheda isimli silahlı grubun mensubu olduklarını söyledi.

Aslen Hamdaniye ilçesinden olduğunu söyleyen El-Beyati, füzelerin İran’a ait olduğunu da ifade etti.

ERBİL’E YÖNELİK ROKET SALDIRISI 

ABD’li güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, 15 Şubat’ta, ABD askerlerinin konuşlu olduğu Uluslararası Erbil Havalimanı ve kente toplam 14 roketle saldırı düzenlenmişti.

Saldırıda, 1 sözleşmeli personel hayatını kaybetmiş, 3 sivil, 5 sözleşmeli personel ve 1 ABD askeri olmak üzere 9 kişi yaralanmıştı.

Saldırıyı Irak’taki eylemlerde daha önce ismi duyulmayan “Seraya Evliya ed-Dem” adlı bir grup üstlenmişti.

Ayrıca Irak’ın başkenti Bağdat’ta, 22 Şubat’ta, hükümet binalarının bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge’ye roketli saldırı düzenlenmiş, 2 roketle düzenlenen saldırıda herhangi bir zayiatın olmadığı bildirilmişti.