ABD bakanlığın “İnsan Hakları Raporunda” Türkiye ve PKK’nin uygulamaları da yer aldı

ABD bakanlığın "İnsan Hakları Raporunda" Türkiye ve PKK'nin uygulamaları da yer aldı Şeyhmus Diril, Hürmüz Diril, insan hakları, LGBT; Kadınlar Cezaevleri

 ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “İnsan Hakları Uygulamaları” raporunda TSK’nın Kürdistan Bölgesi toprakları içerisinde gerçekleştirdiği operasyonların “sivil ölümlere yol açtığı” belirtildi. Raporda, PKK’nin güçlü olduğu bölgelerde ifade özgürlüğünü kısıtladığı ve eylemlerde sivilleri hedef aldığı  vurgulandı.

Ankara raporda Türkiye ile ilgili yorumlara tepki gösterdi.

Raporda, polis, jandarma ve askerin görev alanlarını açıkladıktan sonra “Sivil otoritelerin kolluk kuvvetleri üzerinde soruşturma yapma ve ihlâllerle yolsuzlukları cezalandırma mekanizmaları yetersiz” ifadeleri yer aldı ve güvenlik güçlerinin bazı insan hakları ihlâllerinde bulunduğu ifade edildi.

2018’de Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra Türkiye’de “temel hakların kısıtlandığı ve hukukun üstünlüğünden ödün verildiği” belirtilen rapor, 2016 ‘daki 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana 60 binden fazla polis, asker ile 125 binden fazla memurun ve yargı çalışanlarının üçte birinden fazlasının görevden alındığı; 90 binden fazla vatandaşın tutuklandığı; 1.500 sivil toplum kuruluşunun kapatıldığı bilgisine yer veriyor.

“Operasyonlar sivil ölümlere yol açıyor”

Raporda, çoğunluğu Kürt kentlerinde “PKK ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalarda sivil ölümlerin olduğu” sivillerin korunması için yeterli önlemlerin alınmadığı ve PKK’nin saldırılarında sivilleri de hedef aldığı belirtiliyor:

Raporda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Kürdistan Bölgesi topraklarında PKK hedeflerine yönelik askeri operasyonlarında sivil can kayıpları olduğu da ifade ediliyor.

Cezaevlerindeki duruma da değinilen raporda, 2020 içinde 49 tutuklu ve hükümlünün hastalık, şiddet ya da intihar sebebiyle (15 kişi) hayatını kaybettiği; hastalıklar arasında Covid-19 olduğu bilgisine yer veriliyor.

PKK’nin güçlü olduğu alanlarda ifade özgürlüğü

Raporda, PKK’nin de güçlü olduğu bölgelerde ifade özgürlüğünü kısıtladığını, özellikle Kürt bölgelerinde halkın PKK’yi eleştiren ya da güvenlik güçlerini destekleyen açıklamalar yapmaktan korktuğu ifade edildi.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurucuları arasında yer aldığı İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kapatıldığını hatırlatan rapor, bunun AK Parti’den ayrıldıktan sonra Gelecek Partisi’ni kuran Davutoğlu’na karşı bir adım olabileceğini yazdı.

Toplantı ve gösteri özgürlüklerinin de “terörle mücadele” gerekçesiyle yasaklandığı belirtilen raporda, güvenlik güçlerinin çoğunlukla orantısız güç kullandığı ve protestolarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Yılın ilk sekiz ayında polsiin 637 eyleme müdahale ettiği, 1.364 kişinin bu müdahalelerde şiddete maruz kaldığı ifade edildi.

Bu eylemler arasında 8 Mart’ta Taksim’de düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’ne özellikle yer verildiği, raporda görülüyor. 32 kadının bu müdahalede gözaltına alındığı belirtiliyor.

Cezaevlerinde kötü muamele

Kayıplarla ilgili bilgilere de yer veren rapor, Şubat ayında Ankara Barosu’nun, gözaltına alındığı belirtilen yedi kişinin kaybolmasıyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatıyor.

“Altı kişinin cezaevinde terör suçlamasıyla tutulduğunu, birinin işkence gördüğüne dair şikayette bulunduğunu ancak savcılığın bu şikayeti incelemeyi reddettiği” yazılan rapor yedinci kişinin nerede olduğunun ise hâlâ bilinmediğini belirtiyor.

Şırnak’ta Süryani çiftin kapbolması

Raporda, HDP’nin gündeme getirdiği Süryani çift Hürmüz ve Simoni Diril’in kaybolması ve Simoni Diril’in cansız bedenine ulaşıldığına da yer veriliyor.

PKK ve Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan kişilerin “kötü muamele görmesinin daha büyük olasılık olduğuna” da, insan hakları örgütlerinin ifadeleri üzerinden raporda yer veriliyor.

Polis ve bekçilerin, gözaltı sırasında en az 14 kişiye kötü muamelede bulunduğunun İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından raporlandığı hatırlatılıyor.

Ocak – Kasım ayları arasında işkence ve kötü muamele şikayetinde bulunan tutuklanan veya gözaltına alınanların sayısı da 573 olarak veriliyor.

Ordu içindeki şüpheli ölümlere de yer verilen raporda, 18 ordu mensubunun 2020’de hayatını kaybettiği, hükümetin veya yetkililerin bu ölümlerle ilgili detaylı ve kapsamlı bir inceleme yapmadığı belirtiliyor.

Toplam 17 HDP üyesi ve belediye başkanına yönelik tutuklamalara ve 16 HDP’li belediye başkanının 2020’de görevden alındığına da değinen rapor, bunların önemli bir kısmının 2014’teki Kobani olayları gerekçesiyle gerçekleştirildiğini hatırlatıyor.

Suçlamaları gizli dosya kapsamına alan savcılıkların, avukatların dosyalara erişimini de engellediği belirtiliyor.

HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden çıkarılması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı bulunduğu da şu sözlerle hatırlatılıyor:

“AİHM kararı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan mahkemeyi ‘bir teröristi savunmakla ve siyasi amaçlı bir karar vermekle’ suçladı. Ardından Türkiye’deki mahkemeler, Demirtaş ve 108 kişi hakkında Kobani olayları gerekçesiyle yeni bir soruşturma başlattı.”

“İfade özgürlüğü kısıtlanıyor”

“Hükümeti veya devleti eleştiren vatandaşların soruşturma ya da dava edilme riski olduğu” belirtilen raporda, bazı din, siyasi görüş ve kültürlere yakın olan kişilerin “ifade özgürlüğünün kısıtlandığına” şu sözlerle dikkat çekiliyor:

“Hükümeti eleştiren ve hassas konularda düşüncelerini ifade eden kişilerin para veya hapis cezası alma, işini kaybetme riski var. Tüm özel Kürtçe yayın yapan gazete ve televizyon kanalları kapatıldı. Libya’da hayatını kaybettiği iddia edilen MİT yetkilisinin cenazesiyle ilgili bir haber sebebiyle yedi gazeteci hakkında tutuklama kararı çıkartıldı. İkisi suçsuz bulundu.”

Diğer Haberler